27/2/2007 - SÖZ SENİN

Söz Senin
İşte! Tam istediğin gibi, en çıplak halimle dinliyorum seni. Tamam! Soyunmaya başladığımdan bu yana en kirli düşüncelerimi, hayli zaman oldu. Ama bilirsin, kolay değil bin kat an'ı bir anda sıyırmak üzerinden. Acelen de yok biliyorum. Belki biraz canın sıkkın beklemekten. Sabret! Sabredenin erdiği yerde ol.
Kaç asırlık yoldu, sana gelmek için tükettiğim zaman. Yol yorgunluğumu sona bıraktım. En son onu soyundum dudağımdan, avucuma dolan çölü görmeliydin. Kaç yürek çarpıntısı sızdı parmaklarımın arasından. En zoru da mutluluk adına atılanlardı. Başardım merak etme, fazla acımadı soluğum.
Az sol yanıma gölge et. Kesilsin güneşin meraklı yüzü. Utanmasın çıplaklığım. Alaca kelimelerle ört tenimi, aklı/ğı/m kararmasın.
Hazırım! Haydi anlat
Konuşturma gözlerimi, söz senin. Sen anlatacaktın, ben inanacaktım. Dur biraz! Mutlu sonlara uzanacaksa anlatacakların, şu denize uzanayım.
Masalını anlatırken, koynunda sallasın beni. Böyle büyürdü değil mi, Aşk!
Söz vermedim, ama susacağım sen anlatırken. Yalnız sormadan yapamadım. Dudakların benden önce mi çatlaktı susuzluktan, yoksa sözlerinde dolaşan kumulların izi mi bu kuraklık? Çok canımı yakıyor değdikce, kelimelerinin kurumuş elleri . Bari bir parça sıcaklık kat, farkındaysan çıplağım.
Sustum anlat!
|